kronik hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kronik hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2014 Salı

YAŞASIN MONOTON HAYAT


İkinci bebeğimin doğması, benim lohusalığım, sonra aylarca süren hastane olayımız hayatımızı başkalaştırdı. Çok şükür şimdilerde yaşamımız düzene giriyor meğer monoton yaşamayı ne kadar özlemişim. 
Sabah uyanmak istemeyişimi, gözlerimi ovarak çayın suyunu koymayı, okula giden kızımı öperek uyandırmayı, eşimin telaşsız sakin hallerini çok ama çok özlemişim. Kızımı sabah okula babası bırakıyor, öğlen ben almaya çalışıyorum yolda sohbet ederek geliyoruz. Eve gelir gelmez derse başlıyor, yemeğini yiyor arada kardeşini sıkıştırıyor derken akşam oluyor. Sizler de monoton yaşıyorsanız sakın şikayet etmeyin belki o sıkıcı geçen günlerinizi özlersiniz. Her sabah sorunsuz aldığımız nefes bize hediye kıymetini bilelim...

Üstteki resim hastane odamın manzarasıydı. Üç ay o manzarayı ve pencere önüne koyduğum ekmeklere gelen kuşları izledim. 

1 Kasım 2014 Cumartesi

SAĞLIKLI BESLENMEK ZOR DEĞİL


Uzun zamandır sağlık problemleri ile savaşıyorum. Bu nedenle bloğumu, hobilerimi, kızlarımı ve hayatımı askıya almak zorunda kaldım. Daha önce de bahsetmiştim ilaçlarımı kafama göre bıraktığım için bağırsaklarim talan oldu 7 aydır yeni yeni toparlanıyorum. Artık kendime bakma zamanım gelmiş.
Saglıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Probiyotikleri hayatıma soktum. Kefir mayalıyorum mayalaması inanılmaz kolay daha önce hiç tatmadım ve mayalamamıştım bir arkadaşımın tarifi ve gazıyla başladım. Faydaları saymakla bitmez özellikle bağırsak için. Eczaneden aldığımız  Probiyotik toz ile yoğurdumu mayalıyorum.
Rize den propolis getirttik eklem ağrılarıma iyi geldi. Hergün balık yiyemediğim için balık yağı kapsülü içiyorum.
Bütün sebze ve meyveleri tüketmeden önce 20dk sirkeli suda bekletiyorum.
Artık ilaçlarımı düzenli kullanıyorum çok ilacım olduğundan saatlerini unutuyordum telefonuma alarm ekledim her alarm çaldığında hatırlıyorum.
Geçen hafta ülseratif kolit ve crohn hastalığı bilgilendirme toplantısına katıldım meğer ne çok doğru bildiğim yanlış varmış.
Sağlık olsun yeter...

25 Haziran 2014 Çarşamba

MUTLU ANNELER DE HASTALANIR


Nereden başlasam nasıl yazsam bilemedim son üç ay o kadar farklı duygular yaşadım ki ...
Ben 14 yıldır kronik ülseratif kolit hastasıyım. Hamile olduğumu öğrendiğim zaman ilk işim hayat boyu kullanmam gereken ilacımı bırakmak oldu nedeni kızıma gaz yapar düşüncesiyle. Oysa ki Zeynep de içmiştim gaz yapınca da bebekliğinin 3.ayında süt vermeyi sonlandırmıştım. Zehara'mı anne sütüyle beslemek isterken işte bizim hastane koridorlarındaki hikayemiz başladı.
Canım kızım Zehra'mı dünyaya getirdim, sonrasında hastalandım hastaneye yattım. Kime ne zaman ne olacağını bilemiyoruz. Bizim imtihanımız da sağlığımla ilgili oldu.
Zeynep' den ilk uzun ayrılığımı hastanede yattığım sürede yaşadım doğduğu günden beri bir gece bile ayrılmamışken bir ay kadar uzun bir süre benden ayrı kalmasına nasıl dayandık? Aradan iki hafta geçmişti ki tekrar ateşim çıktı bir hafta yattım çıktım , derken üçüncü kez yine hastane odasındayım ve yalnızım. Ağır aktif ülseratif kolit atağı geçiriyorum bu satırları küçük hastane odamdan yazıyorum.
Daha önce de yazmak istedim fakat burada yaşadıklarımı; ateşten gözümü açamadığımı, tuvalete gitmekten yorulduğumu, çocuklarıma olan özlemimi, bebeğime sütümü ve kokumu veremediğimi, damarımı bulamadıklarından delik deşik moraran kollarımın acısını, kortizondan şişen yüzüme aynada bakamayışımı nasıl kaleme alabilirdim bilemedim.
Anne olarak zor günler geçiriyorum ama bunu da atlatacağım ve ben bunları mı yaşamıştım diyeceğim. Bloğuma kızlarımla güzel neşeli günler yaşadığımı yazmayı hasretle bekleyeceğim.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

HASTANE GÜNLERİ ZOR GEÇER

 Evde anne hasta olmuş ise bütün evin düzeni alt üst oluyor. Çok zor günler geçiriyoruz. Daha önce kronik hastalığımdan bahsetmiştim doğumdan sonra da hastalığım nüksetti. Son 15 günüm hastane odasında çocuklarımdan ayrı geçiyor. Bu günden sonra hayatta nefes aldığım her saniyenin kıymetini bileceğim. Hepinizin dualarına ihtiyacım var.

5 Kasım 2012 Pazartesi

KRONİK HASTA BİR ANNENİN HİKAYESİ

 
Sene 2000 haziran ayının ilk günleri, yıl dönümünüz veya doğum gününüz değilse bu tarihi hatırlamazsınız neredeydiniz, neler yaptınız ama benim için bir kabusun başlangıcıydı, o günler. 
 
O sene ailemden uzakta küçük bir ilçede  üniversitenin birinde ileride hiç mesleğini yapmayacağım bir bölümde okuyordum. Okulun son günleri haziranın sıcağı altında müthiş karın ağrısı, günlerce geçmeyen ishal ve kusmalarla perişan haldeyim.  Hastane uzaktaydı gidemezdim, kendimi sağlık ocağına attığımda; acil bölümü bulunmadığından koltukta oturup ilaç yazdırmak için bekleyen insanların söylenmelerine karşın doktorun odasına girip yazdığı antibiyotikle geri döndüm. Birkaç gün sonra şiddetli kanamalar geçmeyince hayatımın en büyük şansı  olan doktor abimin yanına gittim. Vakit kaybetmemek için özel hastaneye gittik doktor şikayetlerimi dinlerken ülseratif kolit değildir umarım deyince abimin gözleri doldu.  Hemen kolonoskopiye aldılar ve o gün tanıştım hastane koridorları ve hastalığımın ismiyle ülseratif kolit...
 
Sonuca inanmak istemiyordu sanki başka başka hastanelerde tahliller yaptırıp İstanbul'un en iyi hastanesinde en iyi doktordan randevu alıp tekrar kolonoskopi yaptırdı ama sonuç hala aynıydı. Bizim elimizde olan bir şey değil ki vücudumuza sözümüz geçmiyor. Desteklerinden dolayı aileme minnettarım. Annem ben tuvaletteyken kapıda ağlar "ishalin geçmedi mi kızım" derdi o zaman kızardım beni daha çok hasta ediyorsun rahat bırak beni derdim.
 
Ama onun elinde değilmiş annelik güdüsüymüş çocuk hasta olduğunda anne iki kat hastalanıyormuş ben bunu şimdi anne olduğumda anlıyorum. Hastalığımın ilk yıllarında psikolojik yardım aldım ama kullandığım ilaçlar sadece uyuşturuyor tepkisizleştiriyordu. Depresyon geçirdiğimi söyledi psikiyatrist. Nasıl olmasın ki evden çıkamaz hale gelmiştim dışarıdaki arkadaşlarımdan koparıp, tuvaletle arkadaşlığımızı ilerletmişti bağırsaklarım. Kortizondan yüzüm şişmiş aynama başka birisi bakıyormuş gibiydi. Diyet yaptığım günlerde daha çok hasta oluyordum çünkü hastalığım hep kafamın içindeydi. Bunu yersem hasta olurum ama yemezsem aklım kalıyordu. 
 
Sessiz sakin; hüznümü, mutluluğumu  kendi içinde yaşayan bir çocuktum. Gözlemlediğim kadarıyla hastanedeki insanların bir çoğu benim gibi kendi halinde insanlardı. Ne zaman hastalığı kabullendim onunla yaşamayı öğrendim işte o zaman remisyona girmeye başlamıştım. En zor zamanları ilk yıllarda atlattım sonraki, aktif bağırsak haraketleri sıradan geliyor.
 
Doktorumun ev yansa kapıyı çekip çık arkana bile bakma dediğini unutmuyorum.  Bu söylediğini o günlerde idrak edemiyordum ama şimdilerde böyle yaşıyorum hayatımı. Dünyayı çok umursamıyorum.
Hastalığımın ilk günlerinden beri yanımda eşim vardı, o zamanlarda evli değildik ailemin hastalığımda gösterdikleri desteği evlenmemde göstermediklerinin sebebi belli ki bana kıyamadıklarından.
 
Şimdi günlerden hastalığı unutma vakti...
 
3 yıl sonra  evlendim, ama kızımı dünyaya getirmek için 5 yıl bekledim acabalarla doluydu kafamın içi.  Acaba çocuğuma da geçer mi diye ama bilemeyiz ki benim aile hikayemde de benden başka bu hastalıkla mücadele eden yok veya hasta olan birinin çocuğu hasta değil. İlacın dozunu azaltarak bazı günler almayarak vitaminlerle, iyi beslenerek hamileliğimi atlattım. Bebeğime süt veremedim içtiğim ilaçlar gaz yapıyor düşüncesiyle onun rahatsız olmasını istemedim.  Ama sütümü kesmeme rağmen gaz sancıları 9 ay kadar sürdü. 
 
Şimdi kızım 5 yaşında ve ben tekrar anne olmayı çok istiyorum, bütün zorluğuna karşın anne olmanın mutluluğu hastalığımla mücadele etmeme yardımcı oluyor. Benim diğer adım "mutlu anne ve çocuk". Dün çocuktum annemin dizinde, şimdi anneyim çocuğum dizimde.  Annelik bana çok şey öğretti. Onun gözünde hiç hasta anne olmadım ona hissettirmeden tuvalete girip, ilaçlarımı da gizli içiyorum. Hastalığımın hayatta yapmak istediklerimi engellemesine müsade etmeyeceğim.  
 
Sanırım 4 yıl önceydi bir tv programında "barsak form"un varlığını öğrendim o güne kadar kendimi yalnız hissediyordum. Benim gibi kimse yok diye biliyordum. Eğer hastalığımın ilk yılları olsaydı o günleri çok daha rahat atlatabilirdim, siz hastalığınızın başındaysanız ve bu grupla tanıştıysanız çok şanslısınız kolay atlatacaksınız. Parmaklarınızın ucunda sizi anlayan kocaman yürekli insanlar var.  Hastalığı kabullenmekten korkan insanları yüreklendirip, doktor ve ilaç konularında yardımcı olan abilerimize ve ablalarımıza herkes adına teşekkürü borç bilirim.
 
 
 
 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...